20 Haziran 2022 Pazartesi

Bordo Bereliyim Galiba :)


   Sabah fitness sonra zumba akşam da tenis oynadık bu da ondan bir kare :)) Arkadaşlarım da sen kendini iyice spora verdin diyorlar napiyim enerjimi baska türlü atamıyorum 😅

 


28 Aralık 2021 Salı

İnsanı Anlamaya Gönüllü Olmak

   Konu ne olursa olsun hayattaki her kişiye sadece insan olduğunu ve yaşanmışlıkları olduğunu varsayarak yaklaşıyorum. Biliyorum ki herkesin kendine göre bir yaşanmışlığı var ve bu durum onları ne kadar derinden etkiledi, yaraladı asla bir fikrimiz yok. Belki de  yargıladığımız suçladığımız davranışları o yaşanmışlıklar sebebiyle. Bilmiyoruz. 

  Yargılamak en basit olanı değil mi? Bu kişi 'böyleydi şöyle yaptı' vs. demek ... Peki ya ;"Acaba hayatta ne yaşadı da böyle biri oldu?" Diye düşünmek kimin işine gelir ki? Cevap; İnsanı insan olduğu Allah yaratmaya değer gördüğü için sevenin. Bu da hiç kolay değil. Efendimiz sa. Firavun'a islamı anlatacakken bile Allahuteala ne demişti; "Ona yumuşaklıkla konuş." Yani yargılamadı suçlamadı. Bugün bizler hemen herkesi bir sebepten ötürü yargılıyoruz sanki hâşâ ama Yaratıcı kendimizmiş gibi... Belki de bu en büyük kibirdir.
  Suçlayıcı olmadan yumuşaklıkla hoşumuza gitmeyen şeyleri ifade edip belki de sorunlara çözüm aramaya gönüllü olmak yani bu hususta sorumluluk almak en isabetli yol olacaktır ama mesele buna gönüllü olabilmekte... Rabbim hakikî kul olmayı kibirsiz yaşamayı hepimize nasip etsin. Amin.
  

22 Temmuz 2021 Perşembe

Evlilik Bir Alışkanlık Değildir

   Bir ritüel gibi içinize sindirmeden yaptığınız tüm eylemler sadece alışılmış şeylerdir.  Beyin alıştığını yapmak ister bu şekilde güvende hisseder. Çünkü insan hayatta kalmak için programlanmıştır. Dolayısıyla 'ya hayatta kal ya kaç' şeklinde hareket eder. Meselâ çocukluğundan beri psikoljik veya fiziksel şiddet gören çocuk hayatına istemsiz olarak şiddet eğilimli birini çeker. Çünkü beyin bildiği şeyi güvenlik olarak addeder. Hatta o kişiyle bile isteye evlenir şiddet görse de o kişiden ayrılamaz.  'Bağımlı kişilik' dediğimiz kisiler bunlardir.

  Beynini mantığını vicdanını herşeye rağmen sağlıklı kullanabilen kişi sorgular dolayısıyla saygısız sevgisiz bir ilişki türünü kabul etmez. Alışkanlığını değiştirebilir. Beynin güvenli bölge olarak addettiği alıştığı o iliski türünü mantığı vicdanı kabul etmemişse sırf alışkanlık diye yapmaya devam etmez. Irade burada devreye girer.
  Aslına bakarsanız bambaşka bir konuya değinmek ıstiyorum. Ham sofi hocalarımız psikolojiden anlamadigi için 'nefis terbiyesi kocaya itaat' filân derken malesef bu kara düzene çanak tuttular. Dinimizde böyleymiş diye bilip  ezilen ama hakkını aramayan  kadinlar memnuniyetsiz kadınlar olmaya başlayınca çaçaron dırdırcı gudubet olarak adlandırılır oldu malesef.
   Egoları yüceler yücesi olan erkekler sorunu hiç kendinde aramadi. Halbuki kadınlar  onlar çok iyi oldukları için değil kırılmasınlar diye susuyordu hatalarını söylemiyordu. Çocuklar da o sağlıksız ortamda büyüyünce onlarda alıştıkları bu kara düzendeki ilişki türünü ayna nöronları sayesinde genetik miras edindiler.  Sonra kutsal dediğimiz aile hayati malesef ' cehenneme giden yollar iyi niyet taşlarıyla döşelidir.' Kaidesince cehennemden çukur olmaya başladı. Şiddet gören anne çocuklara şiddet uyguladı.  Acımasızlık gören aldatilan kadın çocuklarına acımasız olmaya başladı. Yıllar  sonra evliligi ayakta tutmak için yaptığı fedakarlığı kocasının başına kakmaya başladı, şiddet gören çocuklar anne babaya sevgi saygı duymamaya başladı. Ama ham sof hocalarımız  sözüm ona 'kocaya itaat edin' dediği için (üstü kapalı;"boşanmayın iyi niyetli olun görmezden gelin aldatilsaniz da asagilansaniz da boyun eğin.") Denilip daha büyük bir günaha sevk ettiklerini acaba anlamiyorlar mıydı?
  Sakın asıl günahkâr toplumda iyi gözle bakılmayan boşanmış kadınlar değilde sırf alıştığı düzen bozulmasın madur olmasın  etrafa rezil olmasin diye hatta belki bir inat uğruna yukarıda anlattığım şekilde kendini kandirmacayla geçen yılların ardından ;"ben iyi olsun diye yapmıştım." deyip üzülen ama o evi cehenneme çeviren o zalim o karı-koca olmasın ?
  Itaat isteyen erkekler adam gibi olsunlar kalıplarının adamı olsunlar kadınlar da onlara itaat etsin. Kadınlar sadece boyun eğdikleri egemenlikten gurur duyduklarında itaat ederler. Akınızda bulunsun beyler. :)))
  

5 Kasım 2020 Perşembe

Hakikat

   Hakikati düşünüyorum. Bu dünyadaki mizacim ve buna göre amacım ne? Kimsin sen diyorum aynaya bakıp kimsin?  Neden yaratıldın ve ne yapıyorsun? Bunca deprem sel salgın  neden üzerimize verildi? Sana düşen görev ne? Neleri unuttun nelerin peşinde vakit harcadın? Telefon elinde gezinirken Kuran-i Kerimi günde kaç kez eline aldın? Kimler gibi hareket ettin? Için razı olmadığı halde dünya insanlarına uymak için nelerden ödün verdin? 

  Karantina döneminde özellikle kendimi sıkışırdım bu sorularla? Oldukça azar yedim kendimden sağolayim :)) Kendimi sevdiğim doğru ama nefsimle yaşadığımı düşününce bunun altında eziliyorum. Kendimden bahsetmek gibi olmasın bana söylerken siz anlayın lütfen derdim bu.  Iclerimize döndük bu dönemde. Evde eş ve çocuklarla 'zaman yok' deyip geciremediğimiz zamanı geçirdik.  Yalnızlığı en derinden yaşamak zorunda kaldığımız bu salgın-karantina döneminde Ebu Zer El Ğaffari' yi anlamak gerek. Neden yalnızlığı sevmiş neden insanlar zor demiş? Insanlar her dönem vardı ve zordu. Önce kalpleri inceltmek gerekiyor daha nazik ve kibar... Sonra Allah 'a sonsuz bir minnet ve şükür duygusu taşımak... Neden mi? Hâlâ üzerimize gök kubbeyi yıkmadıgı ve bizi terbiye ettiği için. 

   Açıkçası bu sabrın karşısında da eziliyorum. Allah bizlere mühlet veriyor "Hadi toparlanin artık aranızdaki kavgayı fesadı bitirin bana yönelin." diyor.  Yapabiliyor muyuz? Yapalım.  Samimî bir kalp diliyle her an O'nun bu sabrıyla daha da kendimize gelelim.  Hakikat nedir düşünelim. Kendimiz beceremiyorsak bari bunu başaranlara özenelim. Ya hep birlikte toparlanır kendimize geliriz Allah adı anılan yerlere dokunmayız ya da hep birlikte görüldüğü üzere adım adım helâk ediliriz? 
  
Necm 55-62

55﴿
 Artık rabbinin hangi nimetlerinden şüphe duyabilirsin?
﴾56﴿
 Bu, önceki uyarıları yapanlar nevinden bir uyarıcıdır.
﴾57﴿
 Artık yaklaştı o yaklaşmakta olan.
﴾58﴿
 Onu Allah’tan başka ortaya çıkaracak yoktur.
﴾59﴿
 Yoksa bu haberi tuhaf mı buluyorsunuz?
﴾60﴿
 Ağlayacağınıza gülüyorsunuz!
﴾61﴿
 Ve gaflet içinde oyalanıp duruyorsunuz.
﴾62﴿
 Haydi artık Allah için secdeye kapanıp kulluk ediniz.

3 Kasım 2020 Salı

Ebu Zer El Ğaffari Hz.leri

   Ebu Zer El Gaffari hz.lerinin hayatını dinledim bugün. Öyle ince ruhlu ki mescidde uyuyakaldığında üzerini bile Efendimiz sa. Örtmüş. Hepimize büyük derslerle dolu bir hayatı var. Kendine has anlayış şekli üslûbu mizacı hassaslığı ile bambaşka bir kalbi var. Meseleleri hadisi şerifleri kendi içinde çok ince bir sekilde detaylandirip öyle yorumluyor. 

  Biliyorsunuz depremler korona vs. Derken Ebu Zer hz. Lerinin hayatını özellikle işte tam da bu dönem çok iyi anlayabiliriz.  Bakin bu salgına yakalanan herkes tek ölüyor.  Ama o hadisi şerifte de buyurulduğu gibi tek yaşamış tek ölmüş ve tek dirilecek. Işte sizlerde hassas yürekli doğrucu başkalarına göre şekil alamayan biriyseniz Ebu Zer hz.leri gibisiniz. O'nu anlamak herkese nasip olmaz. Allah O'nu hassas işleri için kullanmış. Ve zaten hassas olduğu için tek kalmış.  Evet eşi ve bir kızı varmış ama tüm bunlar anlaşılması için yeterli olmamış. O her daim Rasûllullah'in sa. Şefkatini suffa mescidinde üzerini örttüğü o zamani aramış durmuş hep.
  Öyle gönülden bağlıymış ki Nebiye sa. Her sözünü işlemiş kalbine ve öyle yaşamış hayati. Tebük seferine giderken 65 yaşında yaşlı devesi de dayanamayinca yalın ayak yürümüş 700 kilometreyi ve Efendimize sa. Yetişmiş. 
  Bundan böyle kendimi ne zaman yalnız hissetsem  O' nu ve hassas kalbini hatırlayacağım. Öleceğini bilse de insanların onu anlamayacagini bilse de doğrudan şaşmadıgi o hadiseleri... Ve korona olduğu için evlerimizde tıkıldık kaldık özgür hareket edemiyoruz dediğimiz her an Onun Tebük'e tek başına kutlu zafere 65 yaşındaki haliyle yalin ayak azimle yürüyüşünü hatırlayacağım umutla dolacak kalbim.
  Tek başınalık Ebu Zer El Ğaffari gibi olduğunda anlam kazanıyor azizim. Üzerini örtecek, sana seneler sonra kavuştuğunda sımsıkı sarılacak Rasul'un yoksa hele şu an yanında ve tüm bunlar seni hüzünlendirmeye yetiyorsa O'nun anlayışına yakınsın demektir ve muhtemelen senin hassas terazi gibi altın ölçer kalbini Allah ve Rasul'unden başka kimse de anlayamayacaktir. 

15 Ekim 2020 Perşembe

...


 

Insanın hayatını değiştirecek tarzdan insanlar  bunlar.  Kız Fars asıllı, gitar çalan  Fransız, santur çalan ise Türk. Istiklâl Caddesinde denk geldim onlara durdum gözlerimi kapadım sadece dinledim sanki bir dünya turuna çıkardılar beni. Neden bilmiyorum yanlarına oturup konuşmak tanışmak geçti içimden onlarla. Yaptıkları müzik büyüleci geldi bana. Heyecan veren aynı zamanda sakinleştiren sonsuz bi his gibi.. Defalarca dinledim.  Naturel kalma peşindeler kimseye eyvallahi olmadan özgürce istedikleri gibi yaptıkları müzikten zevk almak ve böyle saygı görmek istiyorlar. Onlara iyi bakın:)

Niyazi mısri