16 Aralık 2016 Cuma
Kalarak gitmek denen bişey var. ..
Ey cenneti Mualla Ey Hz. Hatice. O ne güzel kokuydu hafif kadınsı çiçek gibi... Ve mahremiyete dikkatiniz!!! Erkeklerin hiçbirine o kokuyu hissettirmeyisiniz... Siz ne sanslisiniz.
Biz ne de günahkar hakir küçümsenecek aciz birer köleyiz. Nefs zincirine takılmış giden,dünya sürüleri nereye giderse özenerek peşine takılan gaflette birer avareyiz... Ama sana hayran sana sevdalı sana baş koymuş birer diraneyiz. Ne desem boş. Bu hüzün başka. Bu sevgi başka. Bu aşk başka. Bu baska bisey....
Mahrem duyguların en mahremi. Sevgilerin en hakikisi. Sevgili ! Yüreğimizi gören gözlerin var bize bak bize rahmetle bak. Yine ve yine yeniden geleceğim. Seni her defasinda yine ve yeniden tadacağım. Tek derdi sen olan bizleri sensiz bırakma Allah'ım sevgilinsiz bırakma Allah'ım.
Henüz gelmeden ve gelip henüz gitmeden özlenensin. RASÛLULLAH' ın yaşadığı toprak sen ne sanslisin. Gidenlerin yüreği sende kalıyor. Gelmeyenler gitmek için can atıyor. Ne olacak şimdi söylesene? Seni tattiktan sonra nasıl gider insan. Seni kokladiktan sonra nasıl gider. İçim bi başka bugün. Asıl yanması gereken yeri öğrendi.
Bu günahkar halimle sevmeye utandigim, Efendim... Çok güzelsin. Rüyamda uzun siyah saçların beyaz teninle sağında Ebû Bekir solunda Ömer ra. önde sen namaz kıldıracaktın mescidde. Kadınlar tarafından perde arasından bakıyordum sana. Arkan çok kalabalıktı. Nasıl göreceğim bunca insan arasından diye düşünürken yüzünü, o nur cemalini dönüşün yok mu? Sen çok güzelsin. Bu aşkı bi kez tattırdın artık hep istiyorum. Ravzayi Mutahhara'nın o muhteşem kokusu... Medine'deki o ağır manevi hava aynı zamanda insanlarının yumuşaklığı herkese kucak açışı yok mu? Ya Rasulallah sadece sana kucak açtı diye Medine halkını kucaklayan ümmetin var. Onlara sırf bu yüzden sarıldım polisine halkına.
Mekke. Azıcık sert Mekke. Ama fark etmez güneşin doğduğu şehir Mekke. Utanıyorum Sevgili. Bunca günah zinciri içinde senin gibi tertemiz bi aşka kendimi sürmeye utanıyorum yüreğim bunca günah içindeyken aşkını itiraf etmeye utanıyorum. Sana malum olduğunu bildigimden içim rahat. Sadece senin bildiğin bir "Ben" var içimde.. Bu bana yeter.. hasbunallah ve nigmel vekil....
15 Aralık 2016 Perşembe
Ruh sonsuzluk için yaşar
Seninle, senin mahallinde olmanın huzurunu tattigim şu günler o kadar güzel ki.. O kadar tarif edilmez ki.. İçim buruluyor. Eminim herkes benim gibi hissediyor. Alemi emir latifelerimi alemi halk latifelerim üzerine galip kıl Ya Rabbi... Tekrar geleceğim çağır Ya Rabbi...
İnsanın ruhu her zaman birşeye bağlanmak ister ve bunun sonsuz olmasını ister. Çünkü ruh sonsuzdur ceset ölür ruh ölmez. Peki soruyorum dünya fani iken içindeki hangi bağlandığın şey sonsuz olabilir? Eşin mi, sevgilin mi, annen mi, baban mi, evladın mi? Bunlara duyduğun sevgi mi? Ruhun yalnizca Baki olana sonsuz duygular hissedebilir! Yanılma! Yaradilmis ne varsa fanidir ona hissettigin duygu da o fani olana olunca seni Baki olana sonsuz olana ulastirmaz. Ruhun buna açken seni dünyadaki hicbirsey doyurmaz.
Boşuna uğraşma.. Şu an Yanimdaki amca bağıra bağıra dua ediyor.. Aşk böyle bişey gözün O'ndan başkasını görmüyor. Etrafı görmüyor amca. Kapilmis sele ruhunu doyuruyor. Zaten yaraticiya sonsuz aşkı hissedemeyenler yaradilana olan sevgisi de geçici oluyor çünkü o insan gerçek sevgi aşk nedir bilmiyor. Hissedemiyor. Anlık yaşıyor, baki değil fani yaşıyor. Bakilik yasayanlardan olmak dileğiyle.
TENBÎH: Âlem-i emir ile bağlılığı dahâ çok olan bir ârif, Velâyetin derecelerine dahâ çok kavuşur. Âlem-i halk ile ilgisi dahâ çok olan da, Nübüvvetin derecelerine dahâ çok kavuşur. Bunun içindir ki, Îsâ “aleyhisselâm”, Velâyette dahâ ileri gitmiştir. Mûsâ “aleyhisselâm” da, Nübüvvette dahâ ileri gitmiştir. Çünki Îsâ aleyhisselâmda, Âlem-i emir kuvvetlidir. Bunun için, melekler gibi oldu. Mûsâ aleyhisselâmda, Âlem-i halk kuvvetli olduğu için müşâhede ile doymayıp, rü’yeti istedi. Bu mektûbun başında, Peygamberlerin, Peygamberlik derecelerindeki ayrılıklarının sebebini, ileride bildireceğiz demiştik. İşte, şimdi anlaşılmış oldu. Latîfelerinin aşağı veyâ yüksek olması, burada sebep olmamıştır. Latîfelerin aşağı veyâ yukarı olması, velâyette te’sîrli olur. Her şeyin doğrusunu ancak Allahu Teâlâ bildirir.
10 Aralık 2016 Cumartesi
Sevr magarasi
-
Geçenlerde bir arkadaşımı aradım takvali çok da güzel hanım hanımcık tatlı bir kızcağız. Aslina bakarsanız sürekli görüştüğüm biri değil a...
-
Yaşadıkça birçok deneyim kazanır insan. Bu deneyimler onu olgunlaştırır. Sever sevilir nefret eder nefret edilir anlayış gösterir sabır gö...
-
Gündelik telâşlar, işler, çalışanlar için her sabah evden çıkıp bir sürü yol trafik, evdeki hanımlar için çocuklar bitmeyen ev işleri, şe...