Bir kadın olarak bunları yazmam belki biraz manidar olabilir ama ben bunları bugün ki topluma dayatilmaya çalışılan kadın olgusunun yüzde 95 i müslüman olan bir ülkede yaşayan biri olarak gördüğüm hissettiğim yanlışlardan ve doğrulardan söz etmek ıstiyorum.
Aslına bakarsanız kadının islamdaki yeri tartışılmaz en büyük rütbelerdendir. Nerden mi biliyoruz? Hz. Meryem'den hz. Amine'den Şifa hatundan hz. Hatice'den hz. Sevde den hz. Aişe den, hz. Fatıma'dan ve daha nicelerinden biliyoruz.
Hz. Peygamberin sa. Kadınlara nasıl davrandığını islamiyet geldikten sonra kız çocuklarına nasıl hürmet edilmesi gerektiğini kızı Hz. Fatıma odasına girince ayağa kalkarak hürmetle karşıladığını onları omuzlarında taşıdığını namaz konusunda son derece hassas olmasına karşın namazda dahi çocuklarının torunlarının oyun oynamasına sabırlı hoşgörülü sevgili yaklaşımi nasıl değer verilmesi gerektiğini bize gösteriyor.
Fakat bugün adına şiirler kitaplar yazılan, mahrem sayilan, hürmet edilen, sakınılan ve kendini sakınan islamiyet kadınları artık topluma farketmeden dayatılan bir takım hususlardan dolayı şirazesini şaşırmış durumda ordan oraya savruluyor.
Kadın anadir, yârdir, vatandır. Tarihten bugüne "bir toprağını ele vermem cesedimi cignetmeden." dediğimiz vatanlarımızı kendi ellerimizle ceset filân hak getire sakınmadan çalışma ortamlarına tüm ahlaksızlıkların cirit attığı okul ortamlarına kendimiz attık. Elbette demek istediğim şey kız çocukları okumasın değil. Elbette okumalı kültürlü seviyeli ne istediğini bilen dürüst insanlar olmalılar ama hem karnım doysun hem pastam dursun malesef olmuyor.
Eskiden medreseler vardı. Islâmiyet tasavvuf fıkıh tefsir hadis ışığı altında çok güzel öğretiliyordu. Çok nezih, feraset, duygu dolu, maneviyatli kendi degerini bilen kadınlar ve o kadinlarin değerini bilen erkekler yetişiyordu. Şimdi okul dediğimiz yerlerde malesef söylemeye utandığımiz ama hepimizin bildiği şeyler artık çok normalmiş gibi yaşanıyor.
Çalışma ortamlarında neler döndüğünü gayet de herkes biliyor. Çirkin şeyleri tekrar etmeye gerek yok ama toplumun acı yarası budur işte değer yargılarının bir bir yok olması veya algı operasyonları ile yok edilmesi. Nedir bu algı operasyonları? Meselâ sanki kadın çok güçsüz de güçlü kadın algısı meydana getirilmeye çalışılıyor. Güçlü kadın nasıl olurmuş efendim? Çalışan ekonomik gücü kendi elinde olan kimseye muhtaç olmayan minnet etmeyen kadınlar güçlü addediliyor. Iyi de böyle diyerek kadını 'kadın' kimliğinden uzaklastirdik. Kadınlar kimlik bunalımı yaşıyor artık.
--"Ama Efendim hz. Hatice çalışıyordu ticaretle uğraşıyordu." Diyenler çok fazla. Bu doğru. Hz. Hatice malını mülkünü islamiyete harcadı ve zaten hz. Peygamber'e dolaysıyla islamiyete böyle biri gerekiyordu çünkü kendisinin durumu hepimizin malumu...
İşimize geldiği gibi değil de net bi şekilde anlayarak konuşsak zaten; "Ama Peygamberin sa. Birden çok hanımı vardı. Bende alırım o zaman." Diyen insanlar ortaya çıkmazdı.
Malesef uzun saça sünnet deyip onu yapan farz olan hiçbirşeyi yapmayan insanın bu bencil kafasını taşıyan herkes anlayamadan konuşacak ve menfaatleleriyle örtüşmeyen hiçbirşeyi kabul etmeyen ınsanlara vicdanıyla karar vermesini, derinlemesine anlamasini beklemek belli ki ki büyük yanılgı olacak. Neyse velhasılı kelam;"Cennet annelerin ayakları altındadır." Der hz. Muhammet Mustafa s.a.s. varın gerisini siz düşünün.